Archive for the ‘Konuşma Defteri’ Category

      Ve oradan sevgili muhayyel yahut ‘mutasavver’ (zihinde canlandırılan, olabilir diye düşünülen anlamına gelmekte, canım genç phantomum) okur, Hans kardeşe, helalleşmeden önce, Arendt’ten ilhamla sözü bir de şu bizim ‘şiddet’ işine (hani, konuşmuştuk ya, ‘insan doğası’ falan) getirse diye rica ettim, kırmadı: “Şiddet ile gücün çok konuşulmuş ve aynı zamanda eleştirilmiş de olan ayrımı uyarınca […]


      Sevgili Hans’ım, iyi ki sen varsın, yüzdüm geldim, masamdasın ve kalbini açmış bana doğru konuşmaya hazırsın. Evet; diyordun ki, Arendt’ten nakille, insan görünürlüğünü, kendini ifade etme eylemliliği içinde kurduğu, kuruluşuna katkıda bulunduğu, ‘politik ve kamusal’ uzamda tesis eder. E o zaman politika ne imiş (valla tam burada, Fatih Terim’in “Biz kimiiiz? Biiiz…”i […]


        Evet; bahtı güzel şahım muhayyel okur ve dahi sevgili Hans’ım ne diyorduk? Farzolunmuş -varsayılı, yani- muhatap üzerinden içe konuşmalı bir düşünme sürecine (Allah’ı bir yana bıraktım), kul da razı olmalı mıdır? Arendt de, yol nasıl olsa oraya çıkar, sür atını yiğidim, mi demektedir? Yine biz sana kulak verelim yoldaşım, Hans’ım: “Böyle […]


        “Hannah Arendt, kendisine Lessing Ödülü’nün verilmesi vesilesiyle yaptığı teşekkür konuşmasında, Aydınlanma’nın bu yazarını şu sözleriyle alıntılar: ‘Yol açtığım zorlukları ortadan kaldırmakla yükümlü değilim. Düşüncelerimin birbiriyle bağlantıları daha zayıf olabilir, hatta birbiriyle çelişiyor gibi bile görünebilirler: yeter ki bunlar (okurların) kendi düşünüşleri için malzeme bulabilecekleri düşünceler olsun.” Eh, yani Hans kardeşim, Arendt’in […]


Ero(poli)tika

04Eyl09

Sevgili Nâbi Abi’min, Türkiye’nin Halleri köşesinde (Taraf) yazdığı, ‘Güçlü Barış, Güçlü Türkiye’ başlıklı yazısı, ‘barış sürecine katkı’ kaygısı ile bazı şeyleri ayrıştırmaya davet etti beni. Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyecek olursam, daha kalıcı ve kararlı bir toplumsal barış, savaşa, şiddete dair temel eğilimimizi görmezden gelerek kurulamaz. Barışı ömürlü kılacak yol, geçecekse, şiddete meyyal yanımızı idrak etmekten […]


      Benim bir kardeşim vardı Tanju ve hissettiydim senin de kardeşindi o. Son yolculuğuna çıktığını kendisinin de hissettiği o yol ayrımında birlikte baş ucuna çöktüğümüz kardeşimizdi. Hatırlıyorum o ânı. Aradan her halde bir yirmi yıl geçti Tanju –hatırlamak istemiyorum. Senin, o, son yolculuğuna çıkan kardeşimizle ilgili nasıl da derinden yaralandığını -hatırlamak istemediğim o […]


      Konuştuklarımıza (ya da benim konuştuğumuzu varsaydığım şeylere) benzer bir değiniyi de Mithat Sancar yapmıştı, Taraf’ta, ‘Meo Voto’ başlıklı köşesinde. Şöyle başlamıştı yazısına, Sancar: “Otoriter zihniyet, her türlü ‘belirsizlik’ten nefret eder. Otoriter sistem, kesin anlamlar üreterek ve dayatarak varlığını sürdürür. Demokratik zihniyet ise, anlam arayışını ucu açık bir süreç olarak görür”. ‘Kitaplaşmamış Yazılarım/ […]