Archive for the ‘Kitaplaşmamış Yazılarım/ 'Siyaset-Felsefe'’ Category

Bu yazı, Varlık dergisinin Ocak 2020 sayısında yayımlanmıştır.           Birikim dergisinin Haziran-Temmuz 2019 sayısı, ‘Yaşlılara bir yer var mı?’ başlığı altında kurulan dosyasıyla, artan ortalama yaşam süreleri ile birlikte yaşlı nüfus oranının göreceli yükselişinin toplumsal/iktisadi sonuçlarını, ‘neo-liberal’ kapitalizmin yaşlılara ve yaşlılığa bakışını, gelenekten kopuşla birlikte yaşlıların yaşlılıktaki mağduriyetlerini olduğu kadar, ‘post-truth/trust’, ‘post-human’ yönelişler […]


Bu yazı, Kasım 2019 sayısında Varlık dergisinde yayımlanmıştır.           Gaye Boralıoğlu ve Ümit Kıvanç, haysiyet meselesini ele aldıkları söyleşilerine1, ‘haysiyet’i, bir kavram olarak açmaya çalışarak başlıyorlar. Kıvanç’ın altını çizdiği üzere, üç ana hat üzerinden yol alınacak; kavram olarak ne olduğu irdelendikten sonra, bireyin iç dünyasındaki karşılığı ile birlikte toplumsal/siyasal boyutu sorgulanacaktır, […]


3 Eylül 2019’da Gazete Duvar‘da yayımlanmıştır.       . Abdullah Öcalan’ın avukatları, 7 Ağustos 2019’da Öcalan’la gerçekleştirdikleri görüşmenin notlarını Mezopotamya Ajansı ile paylaştılar. Türkiye’nin kuzey Suriye’ye yönelik müdahale heves ve iştahını, “Türk-Kürt savaşı olarak bir tuzak kurul[ması]”na bağlayan Öcalan’ın, devletin söz konusu tuzağa düşmemesi gerektiğinin, çözümün savaş ve çatışma ile olamayacağının, makul bir devlet aklına […]


24 Nisan 2019’da Gazete Duvar‘da yayımlanmıştır.         Bugün 23 Nisan1, yarın 24. Bugün, ‘Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı gün. Bayram. Yarın, yaklaşık iki yüz İstanbullu Ermeni aydınının tutuklanıp Dahiliye Nazırı Talat Paşa’nın emri ile Ankara yakınlarındaki iki merkeze (Çankırı ve Ayaş’a) doğru ölüm yolculuklarına çıkarıldığı gün. Ve sonrası; tehcir, soykırım, milyonu aşkın Ermeni’nin gömüldüğü […]


  Varlık dergisinin Şubat 2019 sayısında yayımlanmıştır.                ’25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’1 İstanbul yürüyüşü, Brechtçi bir ‘aydınlanma ânı’na vesile olacak şekilde, polis tarafından engellendi. Devlet, ‘eril zihniyet’in örgütlü yapısı, polis onun sopayı tutan eli ise, ‘yürüyüş’ de söz konusu medeniyetin ‘yapı sökümü’ idi.2 Uluorta gülmeleri […]


27 Aralık 2018’de Gazete Duvar‘da yayımlanmıştır.         Zehra Çelenk, birbirini bütünleyen iki güzel yazı yazdı: ‘Neruda, Bertolucci, sanatçı, baba, sevgili, tacizci’ ve ‘Eril tahakküm, büyük sanatçının güçle imtihanı’.1 İlk yazı, “Kadına şiddete hayır!” yürüyüşünün devlet adına şiddeti üstlenmiş polis tarafından engellenmesinden (kadınların gazlanması ve tartaklanmasından) sonra geldi. Çelenk’in daha ilk adımdaki vurgusu […]


Birikim Dergi‘nin Aralık 2018, 356. sayısında yayımlanmıştır.         Sabahları denize yürürüm. Sonra da kıyıda. Kıyıya varmadan önce bir süre bahçelerin, camlı balkonların önünden geçer yolum. Erkendir. Ev sakinleri uyanmamıştır. Günden ve geceden kalanlarla hayatın o balkonlardan, bahçelerden nasıl geçip gitmekte olduğunu, ailecek hangi değerlerin etrafında dünyaların döndürüldüğünü düşünürüm. Hikmeti, yaşadığım yerin havasından, […]


  Bu yazı, 2 Kasım 2018’de Birikim Güncel‘de yayımlanmıştır.        Kendi içine göçen, kendi içine çöken bir İmparatorluk. Ötekilerin kayıpları üzerine mürüvvet kuran, giderek iflasın (kendi kayıplarının) telafisini ötekini yok etmekte bulan bir İmparatorluk; ve bakiyesi Cumhuriyet. Ötekine yaşatılmış kaybın acısını hissetmeyen; kaybettirdiklerinin acısını, malını, mülkünü ‘kurucu’ katta tasarruf eden; üstlendiği ve işlediği suçları […]


Bu yazı, 5 Haziran 2018 tarihinde Gazete Duvar‘da yayımlanmıştır.*     “Anti-demokratik/otoritaryen kişilik ve soldaki kıyıcılığın ruhsal çözümlemesi” başlıklı yazımın (Birikim, Nisan 2018, sayı: 348) ilk satırları şöyleydi: “Özgürlük, eşitlik değerleri ile birlikte ‘insan’ı (öncelikle ‘kendi olma’ kaygısıyla) merkezine alması beklenen ‘sol’ adına -hem evrensel, hem de mahalli ölçekte- önemli ve tayin edici olduğuna inandığım için […]


Bu yazı, Birikim dergisinin Mayıs 2018 sayısında yayımlanmıştır.       “Efsaneler elle tutulmaz, gözle görülmez oldukları için efsanedir ve aynı nedenle gizil güçlere sahiptir. Eleştirilemez, eleştirel düşünce böyle bir ortamda yeşeremez, farklılıklara hayat yoktur. Efsaneden yana olan kahraman, karşısında olan haindir.” (1) Nabi Yağcı         Tarihi ‘Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) son genel sekreteri […]